10 Mart 2009 Salı

Ana felsefem

evvel zaman içinde kalbur saman içinde, çok iyi arkadaş olan bir atla bir piliç varmış. bir sürü diğer hayvanlarla birlikte bir çiftlikte mutlu bir hayat sürerlermiş. birgün atla piliç dere kenarında oynarlarken, at birden bataklığa adım atmış ve bataklık atı içeri çekmeye başlamış. pilice "bana yarrdım "eeeeet" diye seslenmiş. piliç bunun üzerine koşa koşa çiftliğe gitmiş, çiftçinin bmw'sine atladığı gibi bataklık kenarına gelmiş. bagajdan bir ip çıkarmış, bir ucunu bmw'nin arkasına bağlamış bir ucunu da düğüm yapıp atın ayağına doğru fırlatmış ve arabayı çalıştırmış. araba ilerledikçe at bataklıktan yavaş yavaş karaya çıkmış ve piliçe "sana hayatımı borçluyum canım dostum" diye teşekkür etmiş. birkaç gün sonra, at dere kenarında su içerken pilicin çığlıklarını duymuş. başını kaldırmış bir de ne görsün, bu sefer de piliç bataklığa düşmüş çırpınıyor hem de boğazına kadar batmış. at önce etrafına bakmış, ne ip var ne bişey, zaten bmw'yi de çiftçi almış şehire gitmek için. ne yapsın? at derin bir nefes almış ve bacaklarını iyice aralayarak bataklığın kenarına gelmiş, kocaman organını piliçe uzatmış: "hadi dostum sana uzatıyorum iyice asıl ve seni kıyıya çekeyim". piliç atın şeyine asılmış, yavaş yavaş at onu kıyıya çekmeyi başarmış. piliç ona mutlulukla gülümsemiş: "işte şimdi sen de benim hayatımı kurtardın dostum".

peki bu hikayenin anafikri nedir?

"at kadar şeyiniz varsa etraftaki piliçleri toplamak için bir bmw'ye ihtiyacınız yok"

AL ıntı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder